Добавить новость
ru24.net
World News
Март
2026
1 2 3 4 5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

JEOPOLİTİK KIRILMA VE YENİ DÜNYA DÜZENİ: GLADİO GRUPLARI, NATO’NUN DÖNÜŞÜM VE İNGİLİZ SERMAYESİNİN STRATEJİK ROTASYONU

0

Giriş

Küresel jeopolitik manzara, Soğuk Savaş döneminin yerleşik ittifak yapılarının ötesine geçerek, yerleşik devlet aygıtları içindeki klandestin ağların çatışmasıyla tanımlanan yeni bir evreye girmiştir. Geleneksel olarak NATO bünyesinde “geride kal” (stay-behind) stratejisi olarak yapılandırılan Gladio operasyonları, 21. yüzyılın hibrit savaş ortamında ideolojik ve operasyonel bir mutasyona uğramıştır. Bu rapor, “İsrail yanlısı Gladio” ile “ABD yanlısı Gladio” olarak kavramsallaştırılan iki ana istihbarat ve operasyon fraksiyonu arasındaki örtülü savaşı, NATO’nun 2024-2025 zirveleriyle geçirdiği yapısal dönüşümü ve Lübnan-İran-Venezuela üçgeninde şekillenen yeni direnç hattını analiz etmektedir. Aynı zamanda, İngiliz sermayesinin Brexit sonrası dönemde “Pax Silica” olarak adlandırılan teknoloji-finans eksenine nasıl rotasyon gerçekleştirdiği resmi veriler ve stratejik raporlar ışığında ele alınmaktadır.

1. Gladio’nun Evrimi: Fraksiyonel Çatışma ve Derin Devlet Dinamikleri

Gladio kavramı, tarihsel olarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa’da Sovyet işgali ve komünizm yayılması ihtimaline karşı CIA, MI6 ve NATO koordinasyonunda kurulan gizli paramiliter ağları ifade etmektedir. Ancak bu yapıların 1990’larda deşifre edilmesi, operasyonel mantığın sona erdiği anlamına gelmemiştir. Aksine, bu ağlar modern dönemde devletlerin dış politika önceliklerine göre farklılaşan fraksiyonlara bölünmüştür.

1.1. Stratejik Ayrışma: İsrail Yanlısı ve ABD Yanlısı Fraksiyonlar

Modern klandestin yapıların çatışması, “Kurumsalcılar” (pro-US) ile “Bölgesel Maksimalistler” (pro-Israel) arasındaki derin stratejik vizyon farkından kaynaklanmaktadır. ABD yanlısı fraksiyon, Washington’ın küresel istikrarı koruma, Çin ile kontrollü rekabet ve NATO üzerinden kurumsallaşmış bir savunma hattı kurma stratejisine sadıktır. Bu grup için “hukukun üstünlüğü” ve “uluslararası meşruiyet” taktiksel başarıdan daha öncelikli birer yönetişim aracıdır.

Buna karşılık, İsrail yanlısı fraksiyon, bölgesel tehditlerin (özellikle İran ve vekillerinin) ne pahasına olursa olsun nötralize edilmesini savunmaktadır. Bu grup, devletlerin resmi dış politikalarından bağımsız olarak, yüksek riskli suikastlar, siber sabotajlar ve doğrudan askeri tırmanışlarla “sahada gerçeklik yaratma” peşindedir. Bu iki grup arasındaki gerilim, 2024 yılının ikinci yarısında ABD’nin İsrail’e sağladığı anlık insansız hava aracı (İHA) görüntülerini geçici olarak kesmesiyle zirveye ulaşmıştır.

Olay Tarih Fraksiyonel Müdahale Sonuç Kaynak
Gazze İHA Yayınının Kesilmesi 2024 (2. Yarı) ABD İstihbarat Topluluğu İsrail’in taktiksel veri erişiminde kısıtlama
İran Saldırı Planlarının Sızdırılması Ekim 2024 CIA (Asif Rahman Sızıntısı) İsrail’in misilleme operasyonunun deşifre edilmesi
İstihbarat Paylaşımı Kısıtlaması 2024 ABD Kurumsal Kanadı Savaş yasalarına uyum güvencesi dayatması

 

1.2. İstihbarat Sızıntıları ve Stratejik Sabotaj

2024 yılında yaşanan en kritik kırılmalardan biri, bir CIA analisti olan Asif Rahman tarafından gerçekleştirilen sızıntıdır. Rahman, İsrail’in İran’a yönelik misilleme planlarını içeren çok gizli belgeleri sızdırarak, bölgesel bir savaşı tetikleyebilecek bir operasyonu sabote etmiştir. Bu sızıntı, ABD yanlısı Gladio kanadının, İsrail yanlısı kanadın tek taraflı ve kontrolsüz tırmanış stratejisini dizginlemek için başvurduğu bir “derin devlet müdahalesi” olarak değerlendirilmektedir. Belgeler, İsrail Hava Kuvvetleri’nin mühimmat yer değiştirmelerinden drone rotalarına kadar tüm detayları içererek, operasyonel baskın avantajını ortadan kaldırmıştır.

1.3. Yeni NATO: Washington 2024 ve Lahey 2025 Zirveleri

NATO, 2022 Stratejik Konsepti ile başlayan dönüşümünü, 2024 Washington ve 2025 Lahey zirveleriyle tamamlamıştır. Bu süreç, ittifakın sadece bölgesel bir savunma bloğu olmaktan çıkıp, küresel bir teknoloji-endüstri kompleksine dönüşmesini simgelemektedir.

1.3.1. %5 Savunma Harcaması Paradigması

2025 Haziran ayında gerçekleşen Lahey Zirvesi, NATO tarihindeki en radikal mali karara ev sahipliği yapmıştır. Genel Sekreter Mark Rutte’nin liderliğinde ve ABD’nin (özellikle Trump yönetiminin) baskısıyla, üye ülkeler için %2 olan savunma harcaması hedefi %5’e yükseltilmiştir. Bu yeni harcama modeli iki ana kategoriye ayrılmıştır:

A-) Doğrudan Askeri Harcamalar (%3,5): Personel maaşları, silah alımı ve mühimmat stoklarının yenilenmesi gibi temel askeri kapasitelere ayrılmaktadır. Bu oran, NATO’nun yeni operasyonel planlarını (SACEUR hedefleri) desteklemek için zorunlu kılınmıştır.

B-) Dolaylı ve Dayanıklılık Harcamaları (%1,5): Siber savunma, kritik altyapı koruması ve Ukrayna’ya yönelik yardımlar gibi “savunma bağlantılı” maliyetleri kapsamaktadır. Bu kategori, Ukrayna’nın güvenliğinin ittifakın güvenliğiyle eşdeğer görüldüğünün resmi bir beyanıdır.

1.3.2. Küresel NATO ve Hint-Pasifik Entegrasyonu

Yeni NATO konsepti, coğrafi sınırlarını Hint-Pasifik bölgesine kadar genişletmiştir. Çin, 2022 Stratejik Konsepti’nde bir “sistemik meydan okuma” olarak tanımlanmış ve bu tanım 2024 zirvesinde derinleştirilmiştir. NATO, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda ile olan ortaklıklarını “Savunma Sanayii Kapasite Genişletme Taahhüdü” (Industrial Capacity Expansion Pledge) çerçevesinde konsolide etmiştir.

NATO Zirvesi Tarih Temel Çıktı Stratejik Odak Kaynak
Washington Temmuz 2024 75. Yıl Bildirgesi Ukrayna için uzun vadeli güvenlik taahhüdü
Lahey Haziran 2025 %5 GSYH Hedefi Savunma sanayii üretiminin “savaş moduna” geçirilmesi
Madrid Haziran 2022 Yeni Stratejik Konsept Rusya’nın en doğrudan tehdit olarak tanımlanması

 

2. Güney Üçgeni: İran, Venezula ve Lübnan Direnç Hattı

NATO’nun genişlemesine karşı, küresel güneyde İran liderliğinde Venezuela ve Lübnan’ı (Hizbullah üzerinden) kapsayan stratejik bir “üçgen” olgunlaşmıştır. Bu ittifak, sadece ideolojik bir yakınlık değil, aynı zamanda yaptırımları aşma ve asimetrik savaş teknolojileri geliştirme üzerine kurulu bir hayatta kalma mekanizmasıdır.

2.1. İran-Venezuela 20 Yıllık İş Birliği Anlaşması

2022 yılında imzalanan 20 yıllık stratejik anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkileri “stratejik bir ortaklığa” dönüştürmüştür. Bu anlaşma kapsamında, İran, Venezuela topraklarında İHA ve loitering mühimmat (kamikaze İHA) üretimi için teknoloji transferi gerçekleştirmiştir.

Enerji ve Altyapı: İran, Venezuela’nın çökmekte olan rafineri sistemini onarmak için mühendis ve yedek parça sağlamış, karşılığında ise altın ve diğer emtiaları alarak yaptırımları baypas etmiştir.

Askeri İş Birliği: Venezuela, İran’dan siber savaş ve elektronik harp kapasitesini arttırmak için teknik personel talep etmiştir. Bu durum, ABD’nin arka bahçesinde İran destekli bir “hibrit tehdit” odağı yaratmıştır.

Hizbullah’ın Rolü: Hizbullah, Venezuela’daki Lübnan diasporası ve Margarita Adası gibi serbest ticaret bölgeleri üzerinden finansal ağlar kurmuş, bu ağlar aracılığıyla Latin Amerika’da altın kaçakçılığı ve kara para aklama faaliyetlerini yürütmüştür.

2.2. Kudüs Gücü’nün Latin Amerika Operasyonları

Aralık 2025 tarihli raporlar, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün Venezuela’da “Bölüm 11000” (uluslararası terör planları) ve “Bölüm 840” (suikast operasyonları) gibi birimler üzerinden aktif bir varlık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu yapı, Maduro rejimine kriz anlarında koruma sağlamanın yanı sıra, ABD menfaatlerine karşı bölgede bir ileri karakol görevi görmektedir.

2.3. Lübnan’ın Egemenlik Sınavı: Youssef Raji ve Hizbullah Ayrışması

Lübnan, bölgesel denklemin en kırılgan halkasını oluşturmaktadır. 2025 yılı itibarıyla Lübnan hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim, dış politika kararlarında somut bir kopuşa dönüşmüştür. Lübnan Dışişleri Bakanı Youssef Raji, ülkesinin İran’ın bölgesel hırsları için bir “fırlatma rampası” olmayacağını açıkça ilan etmiştir.

2.4. Diplomatik Restleşme ve Silahsızlanma Süreci

Youssef Raji’nin liderliğindeki Lübnan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın yeni atadığı Büyükelçinin akreditasyon sürecini askıya alarak Tahran’a ağır bir diplomatik darbe vurmuştur. Raji, İran ile görüşmelerin ancak “tarafsız bir üçüncü ülkede” ve İran’ın Lübnan’ın iç işlerine müdahalesini sonlandırması şartıyla yapılabileceğini belirtmiştir.

Devlet Tekeli: Lübnan hükümeti, 2026 yılına kadar Hizbullah’ın silahlarının ordu tarafından müsadere edilmesini öngören bir planı yürürlüğe koymaya çalışmaktadır. Raji, “silah tekelinin sadece devlette olması gerektiğini” savunarak, Batı’dan gelecek mali yardımların (IMF ve ABD desteği) ön koşulu olan bu stratejiye sadık kalmaktadır.

İran’ın Tepkisi: Tahran, Lübnan’ın bu tavrını “İsrail saldırganlığına hizmet eden bir ihanet” olarak nitelemektedir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Lübnan’ın misafirperverlik kurallarını ihlal ettiğini belirterek şaşkınlığını dile getirmiştir.

3. İngiliz Sermayesinin Yeni Rotasyonu: Pax Silica ve Dijital Finans

Birleşik Krallık, Brexit sonrası ekonomik izolasyon riskine karşı, finansal sistemini radikal bir şekilde dönüştürerek “Pax Silica” (Silikon Barışı/Düzeni) eksenine dahil olmuştur. Bu strateji, geleneksel bankacılıktan uzaklaşarak, yapay zekâ (AI), blockchain ve tokenize edilmiş varlıklara dayalı bir “dijital toptan satış piyasası” kurmayı hedeflemektedir.,

3.1. FCA ve Uluslararası Rekabetçilik Hedefi

İngiltere Finansal Yürütme Otoritesi (FCA), parlamento tarafından kendisine verilen “uluslararası rekabetçiliği ve büyümeyi destekleme” ikincil hedefi doğrultusunda, Londra’yı dünyanın en ileri finansal teknoloji merkezi yapma yolunda ilerlemektedir.

Dijital Menkul Kıymetler Sandbox’ı (DSS): Bank of England ile ortaklaşa yürütülen bu proje, firmaların dağıtılmış defter teknolojisi (DLT) kullanarak menkul kıymet ticareti yapmalarına olanak tanımaktadır. Bu sistemin, 2035 yılına kadar Birleşik Krallık ekonomisine 53 milyar sterlin ek katma değer sağlaması beklenmektedir.

PISCES Platformu: Özel şirket hisselerinin aralıklı olarak işlem görmesini sağlayan bu yeni platform türü, sermayenin daha likit hale getirilmesini amaçlamaktadır.

3.2. Sermayenin Coğrafi Rotasyonu: Hindistan ve Ortadoğu

İngiliz sermayesi, AB pazarındaki kayıplarını telafi etmek için rotasını hızla Hindistan ve Hint-Pasifik bölgesine çevirmiştir. Temmuz 2025’te imzalanan Birleşik Krallık-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması (FTA), bu rotasyonun en somut başarısıdır.

Ticaret ve Yatırım Verisi 2024/25 Durumu Stratejik Önem Kaynak
Hindistan FTA Temmuz 2025’te imzalandı %99 gümrük vergisi muafiyeti
ABD-UK Ticaret Hacmi 300 Milyar Sterlin (Sınırını aştı) En büyük ticaret ortağı konumu
Dijital Finans Katkısı 53 Milyar Sterlin (Potansiyel) GSYH’de %1,6’lık ek artış hedefi
İngiliz İşletme Bankası Fonu 1,8 Milyar Sterlin (Artış) KOBİ ve inovasyon desteği

 

3.3. Emlak ve Altyapı Yatırımlarında Daralma ve Refinansman

İngiliz sermayesi, sadece dış ticarette değil, iç piyasada da bir “refinansman duvarı” ile karşı karşıyadır. 2022-2024 dönemindeki parasal sıkılaşma, ticari gayrimenkul piyasasında değerleme düzeltmelerine yol açmıştır. Yatırımcılar, düşük faizli dönemden kalan borçlarını çok daha yüksek maliyetlerle yenilemek zorundadır. Bu durum, sermayenin geleneksel ofis alanlarından “gelir garantili” lojistik ve veri merkezi altyapılarına kaymasına neden olmuştur.

4. Pax Silica ve Teknolojik Caydırıcılık

ABD ve İsrail arasında başlatılan “Pax Silica” ortaklığı, yapay zekâ ve kritik teknolojiler üzerinden yeni bir savunma mimarisi inşa etmektedir. Bu ortaklık, çiplerden uzay teknolojilerine, robotikten biyoteknolojiye kadar geniş bir alanı kapsayarak, müttefikler arasında bir “güvenli teknoloji kalesi” oluşturmayı amaçlamaktadır.

Yapay Zekâ ve Savunma: AI tabanlı otonom sistemler ve siber güvenlik yazılımları, NATO’nun yeni “hibrit savaş” doktrininin çekirdeğini oluşturmaktadır.

Yarı İletken Güvenliği: Tedarik zincirinin Çin bağımlılığından kurtarılması için ABD, İsrail ve İngiltere arasında derinleşen bir araştırma-geliştirme ağı kurulmuştur.

Sonuç: Yeni Dünya Düzeninde Güç Dengeleri

Dünya düzeni, geleneksel ulus-devlet diplomasisinin yerini “istihbarat fraksiyonlarının savaşı” ve “teknolojik egemenlik alanlarının” aldığı karmaşık bir yapıya evrilmiştir. İsrail yanlısı ve ABD yanlısı Gladio kanatları arasındaki çatışma, taktiksel operasyonel hız ile küresel stratejik yönetim arasındaki derin uyumsuzluğu yansıtmaktadır. Bu çatışma, istihbarat sızıntıları ve taktiksel engellemelerle kendini göstermeye devam edecektir.

NATO, %5’lik GSYH harcama hedefiyle, Soğuk Savaş sonrası dönemdeki “barış temettüsü” mantığını tamamen terk etmiş ve kalıcı bir “savunma-sanayi seferberliği” moduna geçmiştir. Bu yeni NATO, sadece Rusya’yı değil, Çin’in Hint-Pasifik’teki yükselişini de çevrelemeyi hedefleyen küresel bir polis gücü hüviyetine bürünmektedir.

Güney Üçgeni (İran-Venezuela-Lübnan), Batı’nın bu kuşatma stratejisine karşı asimetrik bir direnç hattı oluşturmuştur. Ancak Lübnan’ın bu üçgenden kopma çabaları ve Youssef Raji’nin egemenlik vurgusu, İran’ın bölgesel etkisinin sınırlarına dayandığını göstermektedir.

İngiliz sermayesi ise, post-Brexit döneminde ayakta kalabilmek için kendisini “Pax Silica” düzenine eklemlemiş durumdadır. Londra, artık sadece bir finans merkezi değil, tokenize varlıkların ve dijital savunma teknolojilerinin sermaye yönetimi üssü olarak kendisini yeniden tanımlamaktadır. Bu rotasyon, İngiltere’yi Avrupa ana karasından uzaklaştırırken, ABD-İsrail-Hindistan eksenine daha sıkı bağlamaktadır. Gelecek on yıl, bu teknolojik ve klandestin ağların kontrolü üzerinden şekillenen bir “Soğuk Barış” veya kontrollü bir “Donmuş Savaş” (Frozen War) dönemi olacaktır.

Hasan Kerem ÜNSAL




Moscow.media
Частные объявления сегодня





Rss.plus
















Музыкальные новости




























Спорт в России и мире

Новости спорта


Новости тенниса